Zaferler Kutlanmaz mı?

Çanakkale Zaferimizin 103.yılını idrak ettik. Fakat tarihimizin en önemli zaferi olmasına rağmen kutlama ile değil yine ağıtlarla andık. Zira Çanakkale bedeli çok büyük olan bir zaferdir.  Bir dünya savaşı ve iki Balkan savaşından sonra ülkemizin ve  tüm İslam âleminin tekrar hayata döndüğü ama bunun karşılığında 250 Bin şehit verdiğimiz çok acı bir zafer. Kahramanlıkları ve mucizeleri bol olan kutsal bir tarihtir Çanakkale. Sadece yaşananlar ile büyük değildir, fakat sonuçları itibariyle Alla hu âlem, bu şanlı milletin 1071 yılından itibaren yüklendiği İslam’ın bayraktarlığı görevini 2071’lere doğru tamamlayabilmesi için tekrar hayata döndürüldüğü bir reenkarnasyon mucizesidir. Kesinlikle abartmıyorum, eminim. Sürekli bir Çanakkale ruhundan bahsediyoruz diyoruz ya, işte o ruh, 250 Bin şehidin top yekûn maneviyatı ile bezenmiş, “sen öyle başıboş değilsin, kutsal bir görevin var, kalk ayağa görevini yap” diyen bir gerçektir. Meydanlarda “Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir emir vardır” sözlerini siyasi bir slogan zannedenler halt etmiş. Zaman geçip pazılın tamamlanması ile bazı gerçekleri iman gözü olanlar görebilecektir. İnşallah biz de o cihat kervanının bir kenarında yer buluruz. Bütün bunların imkânsız olduğunu ve abarttığımızı düşünenler, rahmetli M.Akifi dinlesinler. Zira bizim söylemeye ne hakkımızın ne salahiyetimizin olmadığı ancak İstiklal şairimiz rahmetli Akif’in söylediklerini tekrarla “Bedrin Aslanları ancak bu kadar şanlı idi” işaretini dinleyerek Çanakkale’nin hangi mertebede olduğunu inşallah anlayabiliriz. Öyle değil midir ki; Çanakkale sahip olduğu manevi ve mistik etkisi ile her zaman farklı bir yerde olmuştur. Bu yüzden Çanakkale ruhunu anlatırken, sadece bir millet değil, ortak bir dava şuuru ve imanıyla Anadolu’dan, Ortadoğu’dan, Balkanlar’dan gelen Türk, Kürt, Arnavut, Boşnak, Laz, Pomak, Arap, Çerkez… Özetle bir İslam ümmetinin cihadıdır. İşte bu yüzden çok ama çok yazık oluyor. Dedeleri aynı dava için şehit olan Türk, Kürt, Arnavut, Boşnak, Arap torunlar, bugün bomboş şeyler için bir birleri ile karşı karşıya gelebiliyor.

Düşmana dikkat

Şimdi isterseniz Dünya’ya dönelim ve neler oluyor bir analizini yapalım. Birilerinin davası haktır, imandır, ama birilerinin ise Dünya malıdır. Yani Petrol, Doğal gaz, Su kaynakları, verimli topraklar. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi Türkiye, Dünya zenginliklerine sahip veya onların yanı başında olan stratejik değeri çok yüksek olan bir ülke. Hele bir de İslam’ın hamiliğine soyunmuş ise düşmanları oldukça fazla. Meyve veren ağaç taşlanır misali, Türkiye’nin de sürekli karşısında olan düşmanları var. Düşmanlarının olduğu zaten biliniyordu ama esas problem, daha önce gizli olan ve taşeron kullanan bu güruhun artık alenen ve açıktan saldırıya geçmesi. Üstelik adeta toplu bir haçlı müsveddeleri gibi toplanıp birlikte hareket ediyorlar. Amerika’nın, Avrupa’nın ve onların taşeron piyonlarının son günlerdeki hareketleri, bizim hiç te abartmadığımızı gösteriyor. Birileri sanki Armegedon’u bir an önce başlatmak istiyor. Birlik içinde ve uyanık olmamız şart. Dünya sanki bir şeylere gebe. Türkiye’nin Allah’ın inayeti ile Afrin’e girmesi Amerika ve Avrupa’yı çileden çıkardı. Türkiye, öyle zannediyoruz ki; durmayacak. Münbiç’e doğru devam edecek. Bu konuda Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki açıklamaları bunu gösteriyor. Amerika ile muhtemelen bu hafta içinde yapılacak görüşmeler çok önemli. Türkiye’nin kararlı olduğunu onlar da çok iyi görmeye başladılar. Türkiye Suriye’de ilerlerken Batı’da Yunanistan’ın kışkırtıcı hareketleri dikkat çekiyor. Yunanistan tek başına asla bir tehlike değildir ancak Amerika ve Avrupa’nın kontrolü söz konusu olunca işler değişebilir, uyanık ve dikkatli olmak lazım. Hatta bir süredir, Amerika’nın ortak tatbikatlar yaptığı Bulgaristan bile dikkatleri üzerine çekiyor. Bu arada Amerika’nın Kosova’da yaptırdığı Avrupa’daki en büyük askeri üsse de dikkat diyorum.

Tuz Ruhu ve Çanakkale Ruhu

Bütün bunlar yaşanırken ben farklı şeyler olmasını bekleyenlerdenim. Öyle ya herkesin bir hesabı olabilir ama Allah’ın da bir hesabı var. Ben şöyle bir senaryo çiziyorum. Avrupa kendi içinde birliğini tamamlayamayacak ve parçalanacak. Zaten doğal kaynak fakiri olan Avrupa, yaşlı nüfusu ile gelecekte fazla ümit vermiyor. Amerika ise daha vahim. Başında olan bir ilginç Başkan yani Trump, son derece garip ve istikrarsız hareketleriyle dikkat çekiyor. Amerika’da Dışişleri bakanının değişmesiyle sular durulmuyor. Daha önce de Amerikan üst yönetiminde çok önemli istifalar olmuştu. Bu istifaların ve istikrarsızlığın devam edeceği bekleniyor. Amerika adeta tabiri caizse muz cumhuriyeti haline geldi. Bütçesi onaylanmayan ve adeta iflas etmiş bir devlet durumunda. Bir yetkilinin söylediğini kısa bir süre sonra başka biri yalanlıyor. Aslında Amerika’daki bu garip gelişmeler dünyanın geleceği için de tehlike. Amerika şimdi de Avrupa Birliği ile karşılıklı gümrük vergisi düellosuna girişti. Kimin ne yaptığı belli değil. Amerika’yı Başkan Trump mı yoksa Pentagon mu yönetiyor? Bütün bu istikrarsızlık ve olumsuz gelişmeler, bence Trump’ı çok yakında bitirebilir. Amerika’da hemen her şey olabilir. Allah sonumuzu hayretsin. Yazımızın özeti şudur ki; Türkiye’nin Çanakkale Ruhu inşallah bitip tükenmekte olan Amerika ve Avrupa’nın Tuz Ruhuna galebe çalacaktır. Yazımızın başlığında Zaferle kutlanmaz mı diye sormuştuk. İnanalar çok iyi bilir ki; Zafer ancak Allah’ındır. Biz zaferden değil seferden sorumluyuz. Çanakkale kutlanmak için değil düşünüp öğüt alınmak için bizlere kalan önemli mirastır. Tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

0 Comments

Henüz Yorum yapılmamış

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir